Parayla Kan Alınır mı? Vicdan, Ekonomi ve İnsan Hikâyeleri Arasında Bir Yolculuk Bir Damla Kan, Birden Fazla Hayat Soğuk bir sonbahar sabahı, genç bir adam hastane koridorlarında telaşla yürüyordu. Elinde, annesinin kan grubunun yazılı olduğu küçük bir kâğıt vardı. Acil kana ihtiyaçları vardı, ancak kan bankasında stok kalmamıştı. O an, insan hayatının bazen tek bir damla kana bağlı olduğunu anladı. İşte tam da bu noktada akıllara gelen soru şudur: Parayla kan alınır mı, alınmalı mı? Bu soru sadece etik bir tartışma değildir; aynı zamanda tıp, ekonomi, sosyoloji ve insan psikolojisini derinden ilgilendiren karmaşık bir meseledir. Kan bağışının gönüllülük esasına mı…
14 YorumGünlük İzler Yazılar
Lüks Ne Birimidir? Işığın Ölçüsünden Kültürün Yorumuna Uzanan Bir Yolculuk Farklı Açılardan Bakmayı Sevenler İçin Bir Başlangıç Bazı kelimeler vardır ki birden fazla anlam taşır; hem teknik dünyada kesin bir karşılığı vardır hem de toplumsal yaşantımızda çok daha derin bir anlam yüklenir. “Lüks” kelimesi tam da bu iki dünyanın kesiştiği noktadadır. Bir yanda fiziksel bir büyüklüğü ifade ederken diğer yanda kültürel bir sembole dönüşür. “Lüks ne birimidir?” sorusu da sadece bilimsel bir tanım değil; ışığın insan hayatındaki yerini, farklı toplumların değerlerini ve evrensel ölçütlerle yerel algılar arasındaki ilişkiyi anlamamıza yardımcı olur. Lüks Nedir? Bilimin Gözüyle Işığın Yoğunluğu Işığın Aydınlattığı Yüzey:…
10 YorumKelimenin Gücüyle Başlayan Bir Mücadele: Güreşin Edebi Tanımı Bir kelime, bazen bir dünyanın kapısını aralar. “Güreş” dediğimizde akla yalnızca iki bedenin mücadelesi gelmez; aynı zamanda iki iradenin, iki benliğin, iki hikâyenin karşılaşması belirir. Edebiyat, bu karşılaşmayı kelimelerin arenasına taşır. Tıpkı bir güreşçinin mindere adım attığı anda içine girdiği o sessiz hazırlık gibi, yazar da kalemine sarıldığında iç dünyasıyla güreşmeye başlar. Çünkü yazmak, görünmeyen bir güreştir; sözcüklerle, anlamlarla, hatıralarla yapılan sonsuz bir mücadele. Güreşin Edebiyattaki Yansıması Edebiyatta güreş, insanın doğayla, kaderle, hatta kendi iç sesiyle olan mücadelesinin simgesidir. Homeros’un İlyada’sında Akhilleus’un öfkesini dizginleme çabası, bir tür ruhsal güreştir. Dostoyevski’nin Suç ve…
8 YorumGünlük Ne Zaman Bulundu? Ekonomik Perspektiften Tarihsel Bir Analiz Bir ekonomist için her şey bir kaynak sorunudur. Zaman, bilgi, enerji ve duygular… Hepsi sınırlıdır. İnsan, bu kıt kaynakları nasıl yöneteceğine dair kararlar almak zorundadır. Günlük tutmak da bu bağlamda sadece bir kişisel alışkanlık değil, kaynak yönetiminin tarihsel bir yansımasıdır. Peki günlük ne zaman bulundu? Bu soruya yalnızca tarihsel değil, ekonomik bir bakışla yaklaşmak; insanın üretkenlik, bilgi birikimi ve toplumsal refah arayışını anlamamızı sağlar. Yazının Ekonomik Doğuşu ve Günlüğün Temelleri Bilginin Kıtlığı ve Yazının Keşfi Ekonomik tarih açısından bakıldığında, yazı insanlığın en değerli “sermaye araçlarından” biridir. M.Ö. 3000’li yıllarda Mezopotamya’da icat…
12 YorumGüngören Belediye Başkanının İsmi Ne? Yerel Yönetimin Hafızasında Bir İsim, Bir Dönem Giriş: İsimlerden Kurulan Kent Bir şehrin yönetimi, yalnızca kuralların değil, hafızanın da yazımıdır. Yerel siyasette bir isim; bütçe kalemlerinden sokak lambalarına, park banklarından kültür-sanat programlarına kadar görünmez bir editör gibi metni düzenler. Bu nedenle “Güngören Belediye başkanının ismi ne?” sorusu, basit bir bilgi talebinden fazlasını çağırır: İlçenin bugününü ve yarınını kimin imzaladığını, hangi idari önceliklerin meşrulaştırıldığını, nasıl bir kurumsal dilin kurulduğunu sorar. Güncel Bilgi: Güngören’in Belediye Başkanı Kim? 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde, Güngören Belediye Başkanlığı’nı Adalet ve Kalkınma Partisi adayı Bünyamin Demir kazandı. YSK’nın kesin sonuçlarına dayalı…
8 YorumDoktorların En Üstü Hangisi? Öğrenmenin Zirvesine Pedagojik Bir Yolculuk Bir eğitimci olarak her zaman şuna inanırım: öğrenmek yalnızca bilgi edinmek değil, aynı zamanda dönüşmektir. İnsan, öğrenme yolculuğu boyunca hem zihinsel hem de duygusal olarak yeniden şekillenir. Bu nedenle, “Doktorların en üstü hangisi?” sorusu, sadece akademik bir merak değil; aynı zamanda öğrenmenin sınırlarını sorgulayan derin bir pedagojik sorudur. Bu yazıda, bu soruya yalnızca unvanlar düzeyinde değil, öğrenme teorileri, pedagojik gelişim ve toplumsal dönüşüm açısından yanıt arayacağız. Öğrenmenin Katmanları: Bilgiden Bilgeliğe Eğitim bilimi bize gösterir ki, öğrenme bir merdivendir. İlk basamakta bilgi vardır; ikinci basamakta anlayış, üçüncüde ise uygulama. Fakat bu merdivenin…
14 YorumBazı hikâyeler vardır ki, sadece bir sahnede değil, insanların kalbinde alkış alır. Bugün sana öyle bir hikâye anlatacağım… “Kapalı gişe nasıl oluyor?” sorusunun cevabını, bir oyunun arkasındaki umutla, hayalle ve emekle arayacağız birlikte. Hazırsan, ışıklar sönüyor, perde açılıyor. Bir Hayalin Perde Arkası: Elif ve Arda’nın Hikâyesi Elif küçük bir tiyatro sahnesinde hayallerini büyüten bir kadındı. Oyunculuk onun için sadece bir meslek değil, ruhunun diliydi. Her karakterde biraz kendini buluyor, her alkışta biraz daha güçleniyordu. Arda ise farklıydı. O, sahne arkasında, ışıkların ve afişlerin dünyasında yaşayan bir yapımcıydı. Planlı, stratejik ve hep çözüm odaklıydı. Elif’in kalbiyle kurduğu hayallere, o aklıyla yol…
8 YorumKantinlerde Çiğ Köfte Yasak mı? Mevzuattan Morale, Bugünden Geleceğe Çok Yönlü Bir Bakış Şunu açık yüreklilikle söyleyeyim: “Kantinlerde çiğ köfte yasak mı?” sorusu kulağa küçük bir merak gibi gelse de, arkasında koca bir mevzuat, okul sağlığı politikaları, tüketici güvenliği ve hatta kültürel alışkanlıklar yatıyor. Gelin, bu meseleye tek bir ‘evet’ ya da ‘hayır’la değil; kökeni, bugünü ve yarınıyla, bir arkadaş sohbetinin sıcaklığında ama kanıta dayalı bir mercekle bakalım. Çiğ Köftenin Kısa Arka Planı: Etli mi, Etsiz mi? Türkiye’de geleneksel “etli” çiğ köftenin ticari satışına uzun süredir izin verilmiyor; bu yasak, gıda güvenliği risklerinden kaynaklanıyor. Dolayısıyla okullarda, işyerlerinde ya da hastanelerdeki…
12 Yorumİnce Bağırsaktan Kaka Geçer mi? Ekonomik Sistemlerin Sindirim Üzerine Bir Analizi Bir ekonomist olarak çoğu zaman şu sorunun etrafında dönerim: Kaynaklarımız sınırlı, ama isteklerimiz sonsuz. Peki bu sınırlılık, sistemin içinden geçen her şeyin “yararlı” olması gerektiği anlamına mı gelir? Yoksa her sistemin — ister biyolojik ister ekonomik olsun — bir atık üretme zorunluluğu mu vardır? “İnce bağırsaktan kaka geçer mi?” sorusu bu anlamda yalnızca biyolojik değil, ekonomik bir metafordur. Çünkü ekonomiler de tıpkı insan bedeni gibi, tüketir, dönüştürür ve geride kalıntılar bırakır. Bu yazıda, sindirim sisteminin işleyişini bir piyasa metaforu olarak ele alarak kaynak kullanımı, verimlilik ve toplumsal refah üzerine…
8 YorumGök Taşları Nereden Gelir? Gücün, Düzenin ve Vatandaşlığın Kozmik Hikâyesi Bir siyaset bilimci olarak gökyüzüne baktığınızda, yıldızlar kadar düzenli ve aynı zamanda kaotik bir sahne görürsünüz. Gök taşları bu düzenin en sarsıcı unsurlarıdır — beklenmedik, yıkıcı ama aynı zamanda yenileyici. Peki, gök taşlarının kökenini yalnızca astronomik bir olgu olarak mı değerlendirmeliyiz, yoksa onlar toplumsal ve siyasal düzenin metaforik bir yansıması mı? Kozmik Güç Dengeleri: İktidarın Yörüngesinde Dönmek Gök taşları genellikle büyük gezegenlerin çekim alanlarından kopup gelen küçük parçalardır. İktidar ilişkileri de benzer bir şekilde işler. Güç merkezleri —devletler, kurumlar, partiler— etraflarındaki bireyleri kendi çekim alanlarına çeker. Kimileri bu çekimden kurtulamaz,…
10 Yorum