İçeriğe geç

Ayşe Teyze T büyük mü ?

Ayşe Teyze T Büyük Mü?

Bir sabah, kahvemi içerken Ayşe Teyze’nin yüzü bir anda aklıma geldi. Her şeyin kaybolduğu, her şeyin bir yerlere savrulduğu, bir şekilde her şeyin eski haline dönmesi için uğraştığım o yılın kışında, Ayşe Teyze’nin yüzü belirdi. Her sabah camdan dışarı bakarken, yavaşça eriyen karları izlerken, birden içimde bir şeyler titredi. O an, “Ayşe Teyze T büyük mü?” sorusu beynimde yankılandı. O zamandan beri, o soruyu tekrar sormak zorunda kaldım.

Ayşe Teyze ve Ben: Başlangıç

Ayşe Teyze, Kayseri’deki mahallemizin bilindik simalarından biriydi. Herkesin bildiği, belki de biraz küçümsediği ama her haliyle içten ve samimi olan bir kadındı. Mahallede pek fazla insan onun yaşını ve geçmişini bilmezdi ama hepimiz onun çevresindeki sıcacık enerjiyi hissederdik. Hani bazı insanlar vardır ya, yanına oturduğunuzda kendinizi daha huzurlu hissedersiniz, işte Ayşe Teyze tam olarak öyle bir insandı. Her sabah, elinde sabah kahvesiyle bana “Günaydın kızım,” derdi. O gülümseme, bana hep hayatın aslında ne kadar basit olduğunu hatırlatırdı.

Onunla ilk karşılaşmamı hatırlıyorum. Henüz 15 yaşlarımdaydım, bir yaz sabahıydı. Ayşe Teyze, eski püskü ama sevimli bir elbiseyle bizim sokağa gelmişti. İlk başta sadece selamlaştık, sonra o meşhur gülümsemesiyle bir iki laf ettik. O an hiçbir şey anlamamıştım, ama sonra fark ettim ki, Ayşe Teyze’yi daha önce hiç bu kadar dikkatli görmemişim. Hani bazı insanlar vardır, yüzlerinden bir şeyler okursunuz, size hemen bir şeyler anlatmak isterler ama bazen anlamak için biraz zaman gerekir. Ayşe Teyze’nin gözlerinde çok şey vardı, ama ne yazık ki o zamanlar anlayamamıştım.

Ayşe Teyze’nin Sorusu

Bir gün, Ayşe Teyze’nin bahçesinde bir şeyler yaparken yanına gittim. Bana kısık bir sesle, “Ayşe, T büyük mü?” diye sordu. Şaşkınlık içinde ona baktım, ne demek istediğini çözemedim. Hani bazen insanlar, sıradan gibi görünen ama derin anlamlar taşıyan cümleler kurar ya, işte o an Ayşe Teyze’nin bana söylediği tam böyle bir cümleydi. Herkesin gündelik hayatta kullandığı kelimelerin, onun için ne kadar önemli ve anlamlı olabileceğini anlamadım. Onun sorusunu ilk duyduğumda şaşırdım, ama sonra düşündüm. Gerçekten de, T harfi büyük müydü?

Ayşe Teyze’nin sorusu, o kadar basit ve derindi ki, zihnimde bir kıvılcım yaktı. Her şeyin büyüklüğü ya da küçüklüğü, aslında o kadar da önemli değildi. Teyzenin gözlerindeki anlamı, sessizce düşündüğümde kavrayabiliyordum. Bir an için içim burkuldu, sonra derin bir nefes aldım. Bu kadar derin, bu kadar insana dokunan bir soru, nasıl bir anlam taşıyordu?

Ayşe Teyze’nin Büyüklüğü

Bana göre Ayşe Teyze’nin büyüklüğü, ne kadar yaşadığı ve ne kadar yol aldığıyla değil, hayatı ne kadar içten ve anlamlı yaşadığıyla ilgiliydi. Belki de bazen “Teyze T büyük mü?” sorusunu sormak, hayatın anlamını sorgulamak gibiydi. Her şeyin daha büyük, daha güzel ve daha anlamlı olmasını istedikçe, biz aslında küçüklüklerimizi kaybediyorduk. Ayşe Teyze’nin T’si büyüktü, ama bunun sadece bir harf olmadığını fark ettim. O, ne hissettiğini her zaman belirgin şekilde gösteren bir kadındı.

Günler geçtikçe, Ayşe Teyze ile aramızdaki ilişki, sadece sıradan bir mahalle dostluğundan çok daha fazlasına dönüştü. Onunla yaptığımız sohbetler, o kadar saf ve içtendi ki, bir anlamda hayatıma yön verdi. Gerçekten büyük olmanın ne demek olduğunu, her anın kıymetini bilmenin önemini onun sayesinde öğrendim.

Bir gün Ayşe Teyze bana şunları söyledi: “Bir şeyler büyük olmak zorunda değil, Ayşe. Ama sen her zaman sen ol, büyük olduğunda farkında olursun.” O an, onun sadece bir kadının değil, bir hayatın derinliklerinden gelen bir bilgelik kaynağı olduğunu hissettim. Bu kelimeler benim içimde bir fırtına gibi esti ve sonra duruldu. Ayşe Teyze, bana hem çok şey öğretiyor, hem de bir şekilde kendi hayatımda var olduğum alanı daha anlamlı kılıyordu.

Ayşe Teyze’nin Huzuru

Ayşe Teyze’nin en büyük sırrı belki de içindeki huzurdu. Hiç acele etmezdi. Her anı, her soluk alışını, her bakışını dolu dolu yaşardı. Bazen düşünüyorum, bizim gibi gençlerin, sürekli bir koşuşturma içinde yaşarken, Ayşe Teyze’nin yavaşlığı, zarifliği, ne kadar değerli. Onunla sohbet etmek, bazen saatler sürse de hiç fark etmeden geçerdi. İşte bu da büyüklükten bir başka şeydi; zamanı kontrol etmeden yaşamak, her anı değerli kılmak.

Bazen sabahları onun yanına gitmek, ona günaydın demek, sabah kahvesini birlikte içmek, her şeyin ne kadar kolay olduğunu hatırlatıyordu. Gözlerindeki ışıltıyı, gülümsemesindeki o saflığı her zaman aradım. O kadar sade, o kadar doğal bir kadındı ki, zamanla hayatımda ona yer açtım. Küçük şeylere takılmadan yaşamanın, günlük hayatta yaşadığım gerginlikleri unutturmanın bir yolunu buldum.

Sonuçta

Bir gün, bir yolda yürürken, “Ayşe Teyze T büyük mü?” sorusunun gerçek anlamını anladım. T harfi sadece bir harf, ama Ayşe Teyze, hayatını her anıyla büyütmeyi bilen bir kadındı. Benim için büyüklük, her anı dolu dolu yaşamak, insan olmanın özünü unutmadan yürümekti. Ayşe Teyze’nin T’si, hepimiz için bir hatırlatmaydı. Hayatın anlamı, büyük olmanın formülünü bulmakta değil, her anı olduğu gibi yaşamakta yatıyordu.

Bugün, o soruyu düşündükçe, içimde bir huzur hissi uyanıyor. Ayşe Teyze’nin gözlerinde hep aradığım o huzuru bir gün ben de bulurum diye umut ediyorum. Onun bana kazandırdığı en değerli şey, küçük şeylerin büyüklüğünü görmekti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort bonus veren siteler
Sitemap
vdcasino giriş